Genel BaşkanTemel Karamollaoğlu, partisinin haftalık olağan basın toplantısında, Afrin’de devam eden Zeytin Dalı Harekâtı’nın başarı ile sonuçlanacağından şüphe duymadığının altını bir kez daha çizdi. Karamollaoğlu, Hükümetin harekâtı seçim malzemesi olarak kullanmaması gerektiğine vurgu yaparak, “Afrin operasyonundan bir seçim yatırımı çıkarmaya kalkmamalıdır. Ülke meseleleri parti gözetmeksizin herkesi alakadar eder” diye uyardı.
 
 
Zeytin Dalı Harekatı’nda ülkenin birlik ve beraberlik içinde hareket etmesi gerektiğini vurgu yapan Karamollaoğlu, “Siyasi parti liderlerinin bu süreçte üsluplarına dikkat etmelidir.  Bu bölgenin mazlum halkları için asıl düşman birbirleri değildir. Bu coğrafyayı kendi çıkarları için kan gölüne çeviren küresel emperyalizmdir” dedi. 
 
 
Genel Başkan Temel Karamollaoğlu, haftalık olağan basın toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Gündemin en sıcak konularını değerlendiren Karamollaoğlu,  Zeytin Dalı Harekâtı’na ilişkin birlik ve beraberlik çağrısında bulundu. Karamollaoğlu, Türkiye’nin terörle mücadele de kendi meşru müdafaa hakkını kullandığını belirterek, Hükümete önemli uyarılarda bulundu. 
 
ABD’DEN STRATEJİK ORTAK OLUNMAZ 
Genel merkez binasında düzenlediği basın toplantısında Karamollaoğlu, konuşmasına,  Afrin’de ve Bitlis’in Hizan ilçesinde çığ düşmesi sonucu şehit olan askerlere rahmet dileyerek başladı. Karamollaoğlu, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin daha önce gerçekleştirdiği sınır ötesi operasyonlarını hatırlatarak, “1950’lerden bu yana irili ufaklı 30 kadar sınır ötesi operasyon gerçekleştirmişiz. İlk sınır ötesi operasyon, 1950 yılında ABD’nin isteği doğrultusunda katıldığımız Kore savaşı. Teröre karşı ilk sınır ötesi operasyonun tarihi ise 1983. 1983 yılında PKK terörünü yok etmeye yönelik ilk sınır ötesi operasyon. En kapsamlı operasyon ise 21 Mart 1995 yılındaki Çelik Harekâtı. Tam 43 gün sürmüş. Biz Afrin operasyonunu çok önemsiyoruz. Çünkü bu operasyon ABD karşı yapılıyor. Artık, ABD’nin bizim stratejik ortağımız olmayacağını anlıyoruz. Operasyon son erdiğinde bölgede huzur ve barışın sağlanacağını düşünüyoruz. Saadet Partisi olarak, bu harekâtın ülkemizin huzur ve güvenliğine, bölgemizin barış ve istikrarına vesile olacaktır” ifadelerini kullandı. 
 
GELİŞMİŞ ÜLKELERLE YARIŞIRDIK 
Karamollaoğlu, Türkiye’de son 40 yılda 40 binin üzerinde çatışmaya maruz kaldığına dikkat çekerek, şunları kaydetti: “Bu çatışma ve saldırılarda kaybettiğimiz inşan sayısı 50 binin üzerinde. Rakamların vahametini anlatmak için söylüyorum. Kurtuluş Savaşı’ndaki şehit sayımız 10 bin 885.  Kurtuluş savaşındaki kaybımızın 5 katını terörle mücadele de kaybetmişiz. Tabii bir de ekonomik boyutu var. Türkiye terörle mücadele için her yıl yaklaşık 15 milyar dolar kaynak ayırmak durumunda kalıyor. Bu da en kaba hesapla 20 yılda 300 milyar dolarlık bir bütçe ortaya koymaktadır.  Eğer bu imkânlar, teröre değil de yatırıma harcanabilseydi, Türk’ün ve Kürt’ün refahı için kullanılabilseydi, Türkiye ekonomisi bugün gelişmiş ülkeleri ekonomileriyle yarışırdı.”
 
HAMASİ SLOGANLARDAN KAÇINILMALI 
Türkiye’nin terörle mücadele de meşru müdafaa hakkını kullanabileceğini belirten Karamollaoğlu, Hükümete önemli uyarılarda bulunarak, “Ancak bu hak kullanılırken, geçmişte yapılan hatalara da düşülmemelidir. Kurulan tuzaklara karşı dikkatli olunmalıdır. Bu bölge için en tehlikeli tuzak Türk ve Kürt düşmanlığını körüklemektir. Kürtler ve Türkler bin yıldır bu coğrafyanın asli unsurudur. Bu süreç miting meydanlarında, hamasi sloganlara malzeme yapılacak bir süreç değildir. Siyasi parti liderlerinin bu süreçte üsluplarına dikkat etmelidir.  Bu bölgenin mazlum halkları için asıl düşman birbirleri değildir. Bu coğrafyayı kendi çıkarları için kan gölüne çeviren küresel emperyalizmdir” şeklinde konuştu.  
 
TERÖRÜN BİTMESİ İÇİN ÇABALIYORUZ 
Saadet Partisi’ne yönelik sosyal medyada dolaşan çirkin paylaşımlara da sert tepki gösteren Karamollaoğlu, “Biz bu uyarıları yapıyoruz diye bazı izansız ve ahlaksız troller, bizi terör destekçisi gibi göstermeye kalkıyorlar. Biz, yarım asırdır bu ülkede terörün bitmesi için her türlü çabayı ortaya koymuş ve bunun içinde bedeller ödemiş bir hareketiz. Necmettin Erbakan, 1994’de Bingöl konuşmasını yaptığında aynı bugünkü gibi siyasi linç kampanyasına maruz kaldı. Terör destekçiliği ile suçlandı.  Hakarete maruz kaldı. Yargılandı, mahkum edildi. Ama tarih onu yargılayanları değil Erbakan’ı haklı çıkardı. Hiç sorun değil. Bizi terör destekçiliği ile suçlayan iktidar yalakalarına sesleniyorum: Oslo’da gizli görüşme masalarını biz kurmadık, ‘Dolmabahçe Mutabakatı’nı biz imzalamadık. Doğu ve Güneydoğu’da hendekler açılırken, şehirlerin altı bombalarla döşenirken biz göz yummadık. Gerçekten terör destekçisi arıyorsanız dönüp biraz aynaya bakın. ” diye eleştirdi. 
 
SEÇİM MALZEMESİ YAPILMAMALI 
Karamollaoğlu, Hükümetin Zeytin Dalı Harekâtı’nı seçim malzemesi olarak kullanmaması gerektiğine vurgu yaparak,  konuşmasına, şu şekilde devam etti: “Girdiği her seçimde milli ve manevi duyguları birer seçim yatırımı olarak gören hükümet, Afrin operasyonundan bir seçim yatırımı çıkarmaya kalkmamalıdır. Ülke meseleleri parti gözetmeksizin herkesi alakadar eder. Bu yüzden Afrin üzerinden ‘Kürtleri Sokağa çağırmak’ ne kadar tehlikeli ve yanlışsa, ‘Afrin’de taş üstünde taş bırakmayacağız. Yakacağız, Yıkacağız’ demek de, o kadar tehlikeli ve yanlıştır. Birbirine zıtmış gibi görünse de bu iki yaklaşımda nihayetinde aynı yanlışa hizmet eder. Ülkede zaten var olan kutuplaşmayı arttırır, milletin devlete olan güvenini sarsar. Ne olursa olsun 80 milyon tek yürek olmak, birlik ve beraberliğimizi korumak mecburiyetindeyiz.”
 
BÜYÜK FOTOĞRAFI UNUTMAMALIYIZ.
Ortadoğu’nun ateş çemberine döndüğünü söyleyen Karamollaoğlu, “Maalesef,  bütün İslam ülkeleri ateş çemberine dönmüş durumda iken, bu ateşin sıçramadığı tek ülke İsrail’dir. Çünkü bu coğrafyadaki ateşin asıl müsebbibi ırkçı emperyalizmdir, Siyonizm’dir. Yıllardır söyleye söyleye dilimizde tüy bitti ama siz anlamamakta ısrarcısınız. Bu 1991 yılında Pentagon tarafından çizilen Büyük Ortadoğu Projesi’dir. Proje adım adım işliyor. Bölgemizde yaşanan her türlü etnik ve mezhebi çatışmanın, ülke ihtilaflarının temelinde bu proje vardır. Osmanlı’yı çökertip, yokluğunda İsrail devletini kuranlar, şimdi de bölgede bulunan ülkeleri ve Türkiye’yi parçalayıp büyük İsrail devletini kurmaya çalışıyorlar. Bu yüzden kurulan tuzaklara, oynanan oyunlara karşı dikkatli olmalıyız.  Her zaman olduğu gibi bu uyarılarımızı bir kardeşlik vazifesi olarak yapıyoruz”  açıklamasını yaptı.