Anadolu topraklarını “Yenilenebilir Enerji Üretimi” platosuna dönüştürmeliyiz.

Mağduriyet Yaşayan Herkes İle SESİMİZ BİR!
23 Nisan 2020
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Ramazan ayı tebrik mesajı
23 Nisan 2020
Hepsini göster

EKONOMİK DURUM ve GENEL DEĞERLENDİRME

Prof.Dr. Sabri TEKİR

Ekonomik İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı.

(Basın Açıklaması – 23 Nisan 2020)

Değerli basın mensupları, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Coronavirüs nedeniyle, küresel ölçekte insanlığın içine düştüğü sıkıntılar, yapılan mücadelede gösterilen fedakarlıklar, ortaya çıkan ekonomik, sosyal maliyetler, bunların da ötesinde yaşanan insan kayıpları iki ayı aşkındır gündemimizdedir. Sadece bizim değil, tüm dünyanın gündemindedir. Yapılan değerlendirmelere göre  uzun müddet gündemden düşmeyecek, insanlık tarihinde adeta bir dönüm noktası oluşturacaktır.

Coronavirüs sonrası muhtemeldir ki, 2. Dünya Savaşından beri iktidar mevkiine bütün ihtişamı ile kurulan liberalizm, kapitalizm, neo-liberalizm gibi sistemler yeniden gözden geçirilecektir. Dünyanın ekonomik ve siyasal düzeni yeniden şekillendirilecektir. Küresel çapta servet ve gelir el değiştirecektir. Yeni güç odakları ortaya çıkacak, insanlık için yeni bir dönem başlayacaktır.

Bu yeni dönem için aslında zaman gelip geçmekteydi. Küresel güç odakları, güçlerini kaybetme pahasına  değişim ve dönüşüm taraftarı değildiler. Onlar inanıyorlardı ki “kuvvet yani güç bir üstünlük nedenidir”. Halbuki, insani değerler açısından “kuvvet” değil, zayıf da olsa “haklı olmak üstünlük” nedenidir.

Dünya sistemine kısa bir panoramik bakış yapalım:

Küresel ekonomi daralmaktadır. Bu daralma devam edecektir. Daralmanın ne kadar süreceği ise bilinmemektedir.

Küresel daralma hem reel ekonomide, hem finansal piyasalarda sert düşüşler meydana getirmektedir. Bu düşüş sonrası yeniden bir çıkış, eski seviyeye geliş  henüz beklenmemektedir.

Fitch, Standard & Poors, IMF ve Dünya Bankası, FED (Amerikan Merkez Bankası) vb. uluslararası kuruluşlar dünyada tahmini ekonomik daralma boyutlarını vermektedirler.

  • IMF,  ABD ekonomisine ilişkin 2020 yılındaki %2.5 olan büyüme tahminini %-5-9 olarak revize etmiştir.
  • Rusya’da doğrudan yabancı yatırımlar büyük ölçüde durmuştur. Rusya’da ekonominin %5 dolayında küçüleceği, işsiz sayısının 2.5 milyondan 8 milyona yükseleceği ifade edilmektedir.
  • IMF, Avrupa Bölgesi (Euro Zone)’ne ilişkin 2020 yılı için daha önce yaptığı %1.2 büyüme tahminini %-7,5 olarak revize etmiştir.  IMF, bu dönemde Fransa ekonomisinin de %-6 daralacağını tahmin etmektedir.

Afrika ve İslam ülkelerindeki tabloya gelince:

  • Dünyamızda halkı en yoksul devletlerin başkanları, Batılı gelişmiş, demokratik, kamusal ahlakı yüksek ülkelerin başkanlarından daha zengin ve şımarık kendini bilmezlerden oluşuyorsa. Hele bunların önemli bir kısmı özellikle halkı Müslüman olan ülkelerde ise.
  • Kifayetsiz, muhteris, kukla siyasal elitlerin elinde ülke ekonomileri iflas ediyor, siyasal müttefiklerine yaranmak için Batılı bankerlerden borçlandıklarını yolsuzluk, nepotizm, adam kayırmacılık vb. yöntemlerle Batı bankalarına tekrar aktarıyorsa, böylece Batılı müttefiklere çifte kavrulmuş gelir sağlıyorlarsa…. Bu durum 200 yıldır böyle devam ediyorsa,
  • Halkdan gelebilecek tepkiler karşısında, iktidarlarını koruma, tepkileri bastırma adına iktidarlarını / yönetimlerini daha da otoriter ve totaliter hale dönüştürüyorlarsa…

Doğal seleksiyon sistemi içinde, öyle veya böyle, düzenin değişmesi son derece tabiidir.

Coronavirüs krizi dünya nüfusunun asgari %6’sını etkileyecek gibidir. Türkiye’nin payı da o nispette önemli olacaktır. Dalgalar halinde gelecek Coronavirüs’ün kanatlı ve ayaklı hayvanlara bulaşmayacağını kimse garanti edemez. Bu durumda, insanların geçim şartları, gıda ihtiyacı son derece zorlaşacak demektir. Dolayısıyla, alınması gerekli tedbirler de bu boyutlarıyla değerlendirilmelidir.

Coronavirüs krizi atlatılsa bile, krizin etkileri bir on yıl devam edecek gibi görünmektedir. Bu dönemde, ileriye yönelik olarak,

  • Tarım politikaları revize edilmeli, tarımda ithal odaklı politikalar terkedilmelidir.
  • Anadolu toprağında asırlardır gelişmiş olan yerli tohum merkezli bir tarımsal üretim sistemi geliştirilmelidir. Tarımsal faaliyetler stratejik olarak görülmeli, bu alanda AR-GE faaliyetleri yoğun olarak teşvik edilip geliştirilmelidir.
  • Tarımsal ürün artışı komşu ülkelerin ve diğer ülkelerin ihtiyacı göz önünde bulundurularak yönlendirilmeli, iklim ve toprak verimliliği çerçevesinde ürün artışı en az yirmi katına çıkarılmalıdır. Tarımsal endüstri de buna paralel olarak teşvik edilmelidir.
  • Tarım ve sanayide arz merkezli politikalarla Türkiye bölgenin en güvenilir ve en güçlü ekonomisine sahip kılınmalıdır.
  • Topraklarımızın bir kısmını üretim dışı bırakan zirai ilaç ve zehirlerin yasaklanması da bu tedbirlere ilave edilmelidir.

Kritik önemine binaen, alınması gerekli çok sayıdaki tedbirden sadece birkaçını özellikle vurgulamak istiyorum:

  1. Her türlü hayvancılığa elverişli bir ülkede, hayvancılık konusunda üretene 38, hayvan ithalatına ise 48 milyar TL harcanıyorsa, hayvani gıdada problem yaşanacak demektir.
  2. Kadim zamanlardan beri, hububat ve bakliyat tarımının yapıldığı verimli Anadolu topraklarında teşvik, destek ve koruma yetersizliği nedeniyle ekilebilir arazinin %10’u ekilmez hale gelmişse, üretimden çok ithalat cazip ve rant kaynağı haline getirilmişse, ortada bir “siyasi tercih problemi” var demektir.
  3. Şekerin sadece fabrika çıkış maliyeti esas alınarak, uluslararası fiyat mukayesesinde, pancar üretimi ve bundan geçinen kitleler, buna bağlı hayvancılık, et, süt ve süt ürünleri üretimi ile şekerin melas ve gübre gibi yan ürünleri hesaba katılmıyorsa, bir hesap hatası, tecrübe noksanlığı, veya başka hesaplar ve angajmanlar var demektir.
  4. Önceleri olduğu gibi, en kısa zamanda tarımsal üretimde kendi kendine yeterli ülke haline tekrar gelmeliyiz.
  5. Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle üç aylık gibi kısa süreliğine de olsa, Demir-Çelik ürünleri ithalatına getirilen ek vergiler, tarım sektörü için de getirmelidir. Demir – Çelik sektörü bu uygulamadan son derece memnundur.
  6. Kriz merkezli benzeri politikalar, tarımsal sanayi yanında diğer sanayi sektörlerini de kapsamalıdır. Politika jargonunda dört beyazdan biri olan “ şeker “ stratejik madde olarak korunmalıdır. Daha düne kadar  “şeker ihracatçısı Türkiye”, asla “ şeker ithal eden” ülke durumuna düşürülmemelidir.

Bu çerçevede:

  • Özelleştirme yoluyla satılan şeker fabrikalarının, şartnamelerindeki “ üretimin devamı “ şartını yerine getirmeyenlerden alınarak, yeniden aktif hale dönüştürülmelidir. Pancar üretimi ve üreticisi özellikle desteklenmelidir.
  • Geleneksel politika jargonunda 4 beyazdan biri olan enerji üretiminde de imkan dahilinde “ kendine yeterli ülke”  haline gelmeliyiz. Güneşi bol ve havadar geniş Anadolu topraklarını “ Yenilenebilir Enerji Üretimi “ platosuna dönüştürmeliyiz. Almanya gibi gelişmiş ülkeleri model olarak almalıyız. Yüzölçümü Türkiye’den küçük kuzey ülkelerinden biri olan Almanya’da “yenilenebilir enerji üretimi” toplam enerji üretiminin %44’ünü aşmış durumdadır. Ülkemizde, son zamanlarda bu konuda getirilen  kısıtlamalar süratle kaldırılmalıdır.
  • “ Yenilenebilir  “ kaynaklardan sağlanacak enerji, çevrenin korunmasına katkısı kadar, ülkenin dışa  bağımlılığını önemli ölçüde azaltabilecektir. Küresel çaplı bu yatırımlar enerji üretimi yoluyla 2050 yılına kadar dünya GSH’ya 98 trilyon $ katkı sağlayabilecektir. İlave olarak, 42 milyonu doğrudan, +21 milyon da yan alanlarda istihdam imkanı sağlayabilecektir. 
  • Ülke ekonomisini güçlendirecek, kalkındıracak, milletimizin refah seviyesini yükseltecek bu yatırımlara, finansman konularında, devlet de ortak olmalı, üretimde verimlilik sağlandıktan sora, hisse senetlerini  (ortaklık paylarını) halka devretmelidir.

Yatırımların aksamaması için,  gerektiğinde Merkez Bankası kaynakları kullanılmalıdır. Böylece, hükümetler ülkemizin kalkınmasına, gelişmesine, büyümesine ve güçlenmesine iradelerini koymalıdır.

Bu ülke hepimizindir. Haysiyet, şeref ve namusuyla müreffeh bir hayat yaşamaya milletimizin de hakkı vardır, hükümetler bu hakkın teslimi konusunda gereğini yerine getirmelidirler.

Hepinizi tekrar saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Basın toplantısına katılmanızdan dolayı teşekkür ediyorum.

Prof. Dr. Sabri TEKİR.