ÖNEMLİ OLAN ÇOCUKLARIN KALBİNE NE KOYDUĞUMUZDUR

Yeni eğitim-öğretim döneminin başlaması nedeni ile tüm öğretmen ve öğrencilere başarı dileklerinde bulunarak konuşmasına devam eden Karamollaoğlu, “Gençlik bir cevherdir, o cevheri işleyecek olan da eğitim sistemidir.” dedi.

Ancak bu cevherin bir türlü rayına oturmayan eğitim politikaları nedeni işlenemediğini kaydeden Karamollaoğlu, “16 yılda yedi kere bakan, 8 kere sistem değiştirildi. Peki, sonuç ne? OECD ülkeleri içinde son sıradayız. Demek ki asıl değişmesi gereken eğitimin ruhu, mayası, özüdür. Önemli olan çocukları kaç kez sınava soktuğumuz değil, kalplerine ne koyduğumuzdur.” ifadelerini kullandı.

BİZİ KEŞKE DAHA ÖNCEDEN DİNLESELERDİ

Karamollaoğlu, değerlendirmelerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "İsraf ekonomisine değil, üretim ekonomisine geçiyoruz. İhalesi yapılmış ama başlamamış olan yatırımları bir kenara koyuyoruz. Şu anki durum bunu gerektiriyor" sözlerini anımsatarak devam etti.

Cumhurbaşkanı’nın kullandığı ifadeleri önemli bulduklarını belirten Karamollaoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Bu cümleyi kullanmak istemiyorum ama ‘biz demiştik’. Aylardır, israf ekonomisine son verilmesi ve üretime dönük olmayan bütün yatırımların durdurulması çağırısında bulunuyoruz. Gönül isterdi ki bizim bu uyarılarımız içinde bulunduğumuz kriz ortamına girmeden önce dinlense ve anlaşılsaydı. ‘Üretime dönük olmayan bütün yatırımları durduracağız’ sözümüzden trene, yola, köprüye, tünele karşı olduğumuz gibi komik sonuçlar çıkarılmasaydı. Ancak tüm bunlara rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerine olumlu buluyoruz. Bunun lafta değil ciddi ve samimi bir irade ile hayata geçirilmesini bekliyoruz.”

NERDEN ÇIKTI BU HEDİYE UÇAK?

Son günlerin dikkat çeken konularından olan ‘hediye uçak’ ile ilgili de konuşan Karamollaoğlu, “Nereden çıktı bu 500 milyon dolarlık hediye” diyerek, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın israf ekonomisine son verip, üretim ekonomisine geçeğiz açıklaması ne kadar doğru ise. Adı ister hediye olsun, ister hibe, ister parasıyla olsun, ister bedava, Katar Emiri’nden alınan uçakta o kadar yanlıştır.” değerlendirmesinde bulundu.

ÖLÇÜMÜZ EBU-ZER’İN ÖLÇÜSÜDÜR

Konu ile ilgili İslam tarihinin önemli isimlerinden Hz. Ebu Zer el-Gifari’nin, “Kendi paranızla aldıysanız israf, milletin parasıyla aldıysanız kul hakkıdır, günahtır” sözlerine atıfta bulunan Karamollaoğlu, “Bizim aldığımız ölçü budur. Ayrıca kanunlarımıza göre kamu görevi yapanların asgari ücretin 10 katını geçen hediye alamazlar. Bugün ki asgari ücret ile hesaplarsak üst sınır 16 bin lira en fazla 20 bin lira eder. Peki, bu 500 milyon doları nereye sığdıracağız?” şeklinde konuştu.

BİBER GAZI GİRİYOR, MİLLETİN VEKİLİ GİREMİYOR

İnşaatı devam eden üçüncü havalimanında yaşanan olayları da değerlendiren Karamollaoğlu, Saadet Partisi olarak olayları en başından beri takip ettiklerini kaydetti. Partilerinin İstanbul Milletvekili Cihangir İslam ve teşkilat yöneticilerinin olay yerine gitmek istediklerini ancak kendilerine türlü engeller çıkartıldığını da belirten Karamollaoğlu, “Düşünün, polisin, jandarmanın, gazın, TOMA’nın girdiği yere milletin vekili giremiyor! Doğrusu orada saklanmak istenen nedir merak ediyoruz?” diye sordu.

HER HAK ARAYANI VATAN HAİNİ GÖRMEKTEN VAZGEÇİLMELİ

İşçilerin taleplerine karşın iktidarın gaz ve TOMA kullanıp işçileri neredeyse vatan haini ilan eden açıklamalarını eleştiren Karamollaoğlu, “Bizim inancımızda emek en kutsal haktır. Bir işçinin hakkı alnının teri kurumadan verilmelidir. İktidar Her Eleştireni hain, her eylem yapanı anarşist olarak görmekten vazgeçmelidir. Hatta bu tür eylem ve grevlere zamanında Sayın Cumhurbaşkanı da katılmıştır.” diye konuştu.

KIBRIS’TA SİNSİ ADIMLAR ATILIYOR

İç gündemler ile uğraşmaktan dış gündemin unutulduğuna ifade eden Karamollaoğlu, burnumuzun dibindeki Kıbrıs’ta çok sinsi ve çok tehlikeli adımların atıldığına dikkat çekti.

Fransa’nın Rum Kesimi tarafına askeri üs kurması adımını değerlendiren Karamollaoğlu, “Fransa, her türlü müdahaleye hazır halde bir askeri donanma yerleştiriyor. Kıbrıs’ta, İsrail, İngiltere, Fransa ve Yunanistan arasında bir askeri ittifak kuruluyor. Peki, bütün bu hazırlıklar ne için yapılıyor? Biz söyleyelim; Akdeniz’de hakimiyet kurmak için. Çıkarılacak doğalgaza el koymak için. Akdeniz’deki enerji geçiş güzergahlarını kontrol etmek için. İslam dünyasına yönelik siyasi ve askeri kuşatmayı daha da güçlendirmek için. En önemlisi de Türkiye’yi tehdit ederek saf dışı bırakmak için.” açıklamasında bulundu.

SOÇİ GÖRÜŞMELERİNİ SEVİNDİRİCİ BULUYORUZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Putin arasında İdlib için gerçekleştirilen Soçi görüşmelerinin sevindirici bir adım olduğunu dile getiren Karamollaoğlu, basın toplantısını şu değerlendirmeler ile sonlandırdı: “Bilindiği gibi biz en başından beri silahız çözümden yana olduğumuzu belirttik. Her fırsatta diyalog ve müzakere çağrısında bulunduk. Gelinen nokta bu açıdan sevindirici ve umut vericidir. Bundan sonra ki, temennimiz bu mutabakatın başarıyla yürütülmesi ve bölgede akan kanın tamamen durdurulmasıdır. Elbette bu barış umutları birilerini rahatsız edecektir. Provoke etmek isteyenler çıkacaktır. Bunlara karşı mutlaka dikkatli olunmalıdır. Bu süreçte, her zaman aklıselim ve sağduyu ile hareket edilmelidir. İslam coğrafyasında çatışarak değil ama konuşarak çözemeyeceğimiz hiçbir sorun yoktur.”ÖNEMLİ OLAN ÇOCUKLARIN KALBİNE NE KOYDUĞUMUZDUR

Yeni eğitim-öğretim döneminin başlaması nedeni ile tüm öğretmen ve öğrencilere başarı dileklerinde bulunarak konuşmasına devam eden Karamollaoğlu, “Gençlik bir cevherdir, o cevheri işleyecek olan da eğitim sistemidir.” dedi.

Ancak bu cevherin bir türlü rayına oturmayan eğitim politikaları nedeni işlenemediğini kaydeden Karamollaoğlu, “16 yılda yedi kere bakan, 8 kere sistem değiştirildi. Peki, sonuç ne? OECD ülkeleri içinde son sıradayız. Demek ki asıl değişmesi gereken eğitimin ruhu, mayası, özüdür. Önemli olan çocukları kaç kez sınava soktuğumuz değil, kalplerine ne koyduğumuzdur.” ifadelerini kullandı.

BİZİ KEŞKE DAHA ÖNCEDEN DİNLESELERDİ

Karamollaoğlu, değerlendirmelerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "İsraf ekonomisine değil, üretim ekonomisine geçiyoruz. İhalesi yapılmış ama başlamamış olan yatırımları bir kenara koyuyoruz. Şu anki durum bunu gerektiriyor" sözlerini anımsatarak devam etti.

Cumhurbaşkanı’nın kullandığı ifadeleri önemli bulduklarını belirten Karamollaoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Bu cümleyi kullanmak istemiyorum ama ‘biz demiştik’. Aylardır, israf ekonomisine son verilmesi ve üretime dönük olmayan bütün yatırımların durdurulması çağırısında bulunuyoruz. Gönül isterdi ki bizim bu uyarılarımız içinde bulunduğumuz kriz ortamına girmeden önce dinlense ve anlaşılsaydı. ‘Üretime dönük olmayan bütün yatırımları durduracağız’ sözümüzden trene, yola, köprüye, tünele karşı olduğumuz gibi komik sonuçlar çıkarılmasaydı. Ancak tüm bunlara rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerine olumlu buluyoruz. Bunun lafta değil ciddi ve samimi bir irade ile hayata geçirilmesini bekliyoruz.”

NERDEN ÇIKTI BU HEDİYE UÇAK?

Son günlerin dikkat çeken konularından olan ‘hediye uçak’ ile ilgili de konuşan Karamollaoğlu, “Nereden çıktı bu 500 milyon dolarlık hediye” diyerek, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın israf ekonomisine son verip, üretim ekonomisine geçeğiz açıklaması ne kadar doğru ise. Adı ister hediye olsun, ister hibe, ister parasıyla olsun, ister bedava, Katar Emiri’nden alınan uçakta o kadar yanlıştır.” değerlendirmesinde bulundu.

ÖLÇÜMÜZ EBU-ZER’İN ÖLÇÜSÜDÜR

Konu ile ilgili İslam tarihinin önemli isimlerinden Hz. Ebu Zer el-Gifari’nin, “Kendi paranızla aldıysanız israf, milletin parasıyla aldıysanız kul hakkıdır, günahtır” sözlerine atıfta bulunan Karamollaoğlu, “Bizim aldığımız ölçü budur. Ayrıca kanunlarımıza göre kamu görevi yapanların asgari ücretin 10 katını geçen hediye alamazlar. Bugün ki asgari ücret ile hesaplarsak üst sınır 16 bin lira en fazla 20 bin lira eder. Peki, bu 500 milyon doları nereye sığdıracağız?” şeklinde konuştu.

BİBER GAZI GİRİYOR, MİLLETİN VEKİLİ GİREMİYOR

İnşaatı devam eden üçüncü havalimanında yaşanan olayları da değerlendiren Karamollaoğlu, Saadet Partisi olarak olayları en başından beri takip ettiklerini kaydetti. Partilerinin İstanbul Milletvekili Cihangir İslam ve teşkilat yöneticilerinin olay yerine gitmek istediklerini ancak kendilerine türlü engeller çıkartıldığını da belirten Karamollaoğlu, “Düşünün, polisin, jandarmanın, gazın, TOMA’nın girdiği yere milletin vekili giremiyor! Doğrusu orada saklanmak istenen nedir merak ediyoruz?” diye sordu.

HER HAK ARAYANI VATAN HAİNİ GÖRMEKTEN VAZGEÇİLMELİ

İşçilerin taleplerine karşın iktidarın gaz ve TOMA kullanıp işçileri neredeyse vatan haini ilan eden açıklamalarını eleştiren Karamollaoğlu, “Bizim inancımızda emek en kutsal haktır. Bir işçinin hakkı alnının teri kurumadan verilmelidir. İktidar Her Eleştireni hain, her eylem yapanı anarşist olarak görmekten vazgeçmelidir. Hatta bu tür eylem ve grevlere zamanında Sayın Cumhurbaşkanı da katılmıştır.” diye konuştu.

KIBRIS’TA SİNSİ ADIMLAR ATILIYOR

İç gündemler ile uğraşmaktan dış gündemin unutulduğuna ifade eden Karamollaoğlu, burnumuzun dibindeki Kıbrıs’ta çok sinsi ve çok tehlikeli adımların atıldığına dikkat çekti.

Fransa’nın Rum Kesimi tarafına askeri üs kurması adımını değerlendiren Karamollaoğlu, “Fransa, her türlü müdahaleye hazır halde bir askeri donanma yerleştiriyor. Kıbrıs’ta, İsrail, İngiltere, Fransa ve Yunanistan arasında bir askeri ittifak kuruluyor. Peki, bütün bu hazırlıklar ne için yapılıyor? Biz söyleyelim; Akdeniz’de hakimiyet kurmak için. Çıkarılacak doğalgaza el koymak için. Akdeniz’deki enerji geçiş güzergahlarını kontrol etmek için. İslam dünyasına yönelik siyasi ve askeri kuşatmayı daha da güçlendirmek için. En önemlisi de Türkiye’yi tehdit ederek saf dışı bırakmak için.” açıklamasında bulundu.

SOÇİ GÖRÜŞMELERİNİ SEVİNDİRİCİ BULUYORUZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Putin arasında İdlib için gerçekleştirilen Soçi görüşmelerinin sevindirici bir adım olduğunu dile getiren Karamollaoğlu, basın toplantısını şu değerlendirmeler ile sonlandırdı: “Bilindiği gibi biz en başından beri silahız çözümden yana olduğumuzu belirttik. Her fırsatta diyalog ve müzakere çağrısında bulunduk. Gelinen nokta bu açıdan sevindirici ve umut vericidir. Bundan sonra ki, temennimiz bu mutabakatın başarıyla yürütülmesi ve bölgede akan kanın tamamen durdurulmasıdır. Elbette bu barış umutları birilerini rahatsız edecektir. Provoke etmek isteyenler çıkacaktır. Bunlara karşı mutlaka dikkatli olunmalıdır. Bu süreçte, her zaman aklıselim ve sağduyu ile hareket edilmelidir. İslam coğrafyasında çatışarak değil ama konuşarak çözemeyeceğimiz hiçbir sorun yoktur.”