Genel Başkanımız Temel Karamollaoğlu, Genel Merkezimizde gerçekleştirdiği haftalık basın toplantısında gündemi değerlendirdi. Bütçe rakamlarının bir hükümetin kimliğini ortaya koyduğunu ifade eden Karamollaoğlu, işçinin, çiftçinin, memurun, esnafın ve emeklinin düşünülmediğini; yine rantiyecilerin ve faiz lobisinin kazanacağını söyledi.

 

Tam Metin:

2019 BÜTÇE RAKAMLARI

Gündemin en önemli başlıklarından birisi 2019 Bütçesi.Dün itibariyle Plan Bütçe Komisyonu’nda görüşülmeye başlandı.

Tasarıya göre; 2019 yılında;

- 880 milyar 360 milyon lira gelir, (2018 Gelir Hedefi 821.8 Milyar TL)

- 960 milyar 976 milyon lira harcama hedefleniyor. (2018 Gider Hedefi 893 Milyar Tl)

Yani  80 milyar 360 milyon liralık bütçe açığı var. (2018 Beklenen Bütçe Açığı 72 milyar)

Tarihten ders almak lazım. Bu kısır döngü Osmanlı’yı çökermiştir.

Bu tablo Osmanlı Devleti’nin çöküşünden önceki son 80 yılın özetidir. Çünkü  açık verdikçe borçlanırsınız, borçlandıkça  açık verirsiniz. Sonra bu açığı kapatmak için menkul, gayri menkul sahip olduğunuz bütün değerleri elden çıkarmak zorunda kalırsınız.

İşte maalesef bu noktaya gelmiştir. Elde kalan bütün varlıkların bir bir elden çıkarılması bunun sonucudur. (VARLIK FONU)

Bu kısır döngüyü borç alarak değil ancak üç yolla çözebilirsiniz

1-      Kaynak bularak

2-      Bulduğunuz kaynakları tüketime değil üretime yatırarak.

3-      İsraf ve yolsuzluğu önleyerek

 

BÜTÇE’DEKİ FAİZ ÖDEMESİ

Bütçedeki en dikkat çekici rakam ise yine faiz ödemeleri.

-2018 bütçesindeki faiz gideri 71.7milyar liraydı.

Peki 2019 Bütçesindeki faiz ödemesi ne kadar? 117.3  milyar lira

Gerçekten korkunç bir tablo. Bunun bir tek anlamı var? yine milletin alın teri, emeği faiz yoluyla  bir avuç rantiyeciye aktarılacak.

Siz faize bir yılda 117 milyar lira ödeyeceksiniz, sonra kalkıp emeklilikte yaşa takılanları yük olarak göreceksiniz.

Bu ülkenin üzerindeki en büyük yük sizsiniz.  Borç almayı maharet sayan anlayışınız maalesef ülkeyi ekonomik bir felaketin eşiğine getirmiştir.

Ekonomideki endişe birçok kurumu da yeni arayışlara yönlendiriyor. Tüsiad Ekonomi Toplantıları gibi çeşitli kurumlar konuyu masaya yatırıyor çare arıyor. 

Aslında bu arayış “yanlışı nerede yapıyoruz?” sorusunu sorduruyor.

En büyük endişe ise, “kısa vadede çözüm olabilirmiş gibi görünen, oysa uzun vadede daha büyük sorunlara neden olabilecek uygulamalardır.

İşte bütçede yükselen faiz kalemi bunun en önemli göstergesidir.

 

RAKAMLAR HÜKÜMETİN KİMLİĞİNİ ELE VERİYOR

Bütçe rakamları bir iktidarın kimliğini ele verir.

Bu rakamlar üzerinden 2019 bütçesinin röntgenini çektiğimizde 4 sonuç görüyoruz.

1-    Bu bütçe TÜRKİYE BÜTÇESİ değil KÜLLİYE BÜTÇESİDİR

2-    Bu bütçe ÜRETİM BÜTÇESİ değil TÜKETİM BÜTÇESİDİR

3-    Bu bütçe KALKINMA bütçesi değil OYALAMA BÜTÇESİDİR. 

Bu bütçede. Emekli yoktur. Asgari ücretli yoktur. Memur, işçi, emekçi yoktur.

Kıt kanaat ayakta durmaya çalışan esnaf ve sanatkar yoktur. Çiftçi, üretici yoktur.

Aslan payı her yıl olduğu gibi bu yılda rantiyeciye, bir avuç mutlu azınlığa aktarılacaktır.

Yine en çok faiz lobisi kazanacaktır. Rakamlar bunun habercisidir.

 

DENK BÜTÇE- HAVUZ SİSTEMİ

Hiç sözü uzatmaya gerek yok;

Denk bütçe yapmadanfaiz lobisini engelleyemezsiniz.

Havuz sistemini kurmadansömürüyü önleyemezsiniz.

Üretim ve ihracat seferberliğibaşlatmadan ekonomiyi düzeltemezsiniz.

Her işin başına, önce ahlak ve maneviyat düsturunu koymadan haksızlığı ve ahlaksızlığı önleyemezsiniz.

Şahsiyetli bir dış politikaya geçmeden  sözü dinlenir itibarlı bir devlet haline gelemezsiniz.

Biz bunları deyince iktidar diyor ki: “Efendim bizde havuz sistemini kurduk, işte varlık fonu bunun için kuruldu” şeklinde serzenişte bulunuyorlar.

Bizde diyoruz ki milletin istifade etmediği.

Dibi delik bir havuz sistemine havuz sistemi denmez!

 

Andımız Tartışması

Malumunuz olduğu üzere bu haftanın önemli başlıklarından biriside Danıştayın almış olduğu andımız kararıdır.

Biranda sanki yıllardır yaşanılan problemlerin temeli buymuş gibi bir atmosfer ortaya çıktı.

Bakınız çok açık ve net söylüyorum bugün ülkemizin asıl meselesi andımızın okunması veya okunmaması değildir.

         -Ekonomimiz alev almış kriz her yeri sarmış durumdadır.

         -İçinde bulunduğumuz coğrafya ciddi karışıklıklar ile karşı karşıyadır.

         -Sosyal politikalar iflas etmiş, toplum cinnet hali içerisindedir.

         -Gençlerimiz bugün elimizden kayıp gitmekte alkol ve uyuşturucu ilkokul sıralarına kadar inmiş vaziyettedir.

         -Adalet yara almış, yargıya güven ortadan kalkmıştır.

Peki bunca badire ve felaketin içerisinde biz neyi tartışmak zorunda kalıyoruz Andımız ve İş Bankası hisselerini.

Buradan muhalefete seslenmek istiyorum iktidarın bu basit gündem değiştirme taktiklerine aldanmayınız.

Bizim meselelerimizin aciliyetli konular olması elzemdir.

Ülke elden giderken Bizansın papazları misali meleklerin kanat sayısını tartışmak mantıklı değildir!

 

Türkiye’nin Yönetim Problemi Var

Geldiğimiz noktada artık çok açık ve net bir şekilde görülüyor ki Türkiye Yönetilemiyor.

İktidar suni tartışmalar ve kendisinden önce yapılanları gündeme getirerek ayakta kalmaya çalışıyor.

Burada şu hikayeyi manidar buluyor ve aktarmak istiyorum.

Geçen yıl grup toplantısında aynı hikayeyi Sayın Cumhurbaşkanı’da anlatmıştı malumunuz.

Hikaye şu: Yeni göreve başlayan Sadrazam masasının üzerinde 1 not 3 zarf görür.

Notta başın sıkıştığında mektupları sırası ile aç der.

Bir süre sonra halkın yönetimden şikayetçi olması ile aklına mektuplar gelir ve ilkini açar.

Mektubun içerisinde “yapamayacak olsan bile sürekli vaatte bulun” diye yazar.

Sadrazam vaatleri sıralar ve bir süre rahatlar.

Lakin halk yeniden şikayetçi olmaya başlayınca 2. Mektubu açar.

O mektubun içerisinde ise “kendinden önceki yönetimleri suçla” yazar.

Bir müddet işler böyle gider lakin halk yine şikayetçi olunca son mektubu açar ve şu satırları görür

“3 Mektupta senden sonra gelecek olan için yaz”

Endişemiz şu ki iktidar görevi devrettiğinde masasının üzerinde 3 mektup bırakıp gitmiş olacak.

 

Bizim Kırmızı Çizgimiz

Ülkemizin içinde bulunduğu durum ortadadır.

Bu durumun içerisinde yep yeni meseleler ortaya çıkmaktadır.

Şimdi bir kırmız çizgi açıklama yarışı aldı başını gidiyor.

Elbette herkesin kırmızı çizgileri var. Bu konuda bizimde bir takım kırmızı çizgilerimiz var.

Bizim kırmızı çizgimiz;

-adalet arayan mağdurlardır

- fitre parasına muhtaç hale getirilmiş asgari ücretlilerdir

- şeker fabrikası işçileri ve mahsulü para etmeyen çiftçilerimizdir.

- Borç mağduru milyonlardır

         -Atanamayan öğretmenler, iflas eden esnaf ve tücarlardır.

         -Oğluna okul pantolonunu alamayan babalardır.

         Velhasılı kelam bizim kırmızı çizgimiz bu memleketin selameti ve insanlarımızın huzurudur.

 

Af Meselesi

Bir başka önemli meselemizde haftalardır tartışılan af konusudur.

Sayın cumhurbaşkanı yaptığımız çağrılara kulak vermiş olması lazım ki; bizim dediklerimizi tekrarlayarak:

“Devletin şahıslara karşı işlenen suçlarda af yetkisinin olmadığını belirtti.”

Bu konuda elbette ki memnuniyetimizi belirtiriz.

Sayın cumhurbaşkanın dediği gibi devletin ancak kendisine karşı işlenen suçlarda af yetkisi vardır.

Lakin bu açıklama yeterli değildir. Bugün binlerce mağdur söz konusudur.

FETÖ ile irtibatı olmayan ve yahutta tıpkı kendileri gibi kandırılan gariban insanlarla hapishaneler doludur.

Hala 28 Şubat mağdurları hapis yatmaktadır.

Bunların bu mağduriyetlerinin giderilip bu insanların tekrar topluma adapte olması için gerekli çalışmayı yapmak devletin görevidir.

Yoksa toplum sosyal bir infialin bir çöküşün eşiğine gelmiş bulunmaktadır.

Her zaman söylediğimiz gibi biz bütün uyarılarımızı bir kardeşlik vazifesi olarak yapıyoruz.

 

Şüpesiz ki güç ve kudret sahibi cenab-ı Allah’tır.

Allah (cc) ülkemizin, bölgemizin ve bütün insanlığın yardımcısı olsun.