Genel Başkan Temel Karamollaoğlu, haftalık olağan basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Karamollaoğlu, Kurban Bayramı sırasında trafik kazalarında hayatlarını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet dileyerek başladığı konuşmasında terör sorunu başta olmak üzere dış politika, Arakan ve İslam ülkelerinin içinde bulunduğu siyasi durumu bir bir ele aldı.

ŞEHİT ASKER GÜLER’E BAŞSAĞLIĞI

Parti Genel Merkez’inde düzenlediği toplantıda Karamollaoğlu, “Terör yüzünden yine coşkularımızın yarım kaldığı sevgilerimizin eksik kaldığı bir bayram oldu. Bayramın üçüncü gününde gencecik bir evladımız daha teröre kurban verildi. Şehit düşen Er Halil İbrahim Güler’e Allah’tan rahmet, kederli ailesine sabrı cemil niyaz ediyorum” dedi.

BATI ALEMİ ARAKAN’A SEVİNMİŞ DURUMDA

Karamollaoğlu “Dünyanın dört bir yanında kan akmaya devam ediyor” diyerek Arakan ile ilgili şu hususlara dikkat çekti:

“Son zamanlarda ne yazık ki Arakan’da yaşananlar bayram coşkusunu hüzne ve acıya dönüştürdü. Arakanlı Müslümanların evleri yıkılıyor, köyleri boşaltılıyor. Kaçmak isteyenler ya nehirlerde boğuluyor ya da açlıktan hayatlarını kaybediyor. On binlerce Müslüman, sınırlarda sıkışık kalmış durumda. Bu zulüm uluslararası toplumda bir etki meydana getirmesine karşın, söylemden öteye gitmeyen, kınamaktan öteye gitmeyen bir manzara ile karşı karşıyayız. Bu katliamın durdurulması için en büyük görev İslam ülkelerinin yöneticilerine düşüyor. Üzülerek ifade ediyorum ki onlar da birbirleriyle uğraşmaktan bu problemleri çözmeye vakit bulamıyor. Batı’ya baktığımızda ise bir hareket var, söylemler gelişiyor. BM çeşitli beyanatlar veriyor ama Batı alemi çifte standarttan, tekebbürden, iki yüzlülükten kurtulmadan dünyanın hiçbir yerinde meydana gelen problemleri çözme imkanına sahip değil. Daha doğrusu çözme niyetinde değil. Hatta bir meşkale bulmuş gibi de seviniyorlar. Kendi menfaatleri söz konusu değilse kılları bile kıpırdamıyor”

İSLAM ÜLKELERİNE ‘HAC BİRLİKTELİĞİ’ ÇAĞRISI

“İslam dünyasının büyük bir mesuliyeti var. Yemen’de de, Suriye’de de, Libya’da da, Arakan’da da kan akıyor. Başımızı nereye çevirsek kesif bir duman var, kulağımızı nereye çevirsek acı bir feryat var. Bu da sadece Müslüman ülkelerden geliyor” diyen Karamollaoğlu, İslam ülkelerine ve liderlerine Hac ibadeti sırasında yaşanan birlikteliği örnek göstererek, siyasi olarak da birlikte hareket edilmesi çağrısında bulundu. Karamollaoğlu, “ Maalesef islam ülkeleri olarak hep oyuna geliyoruz. Oyuna getiriliyoruz. Oysa daha geçen hafta Hac ibadetinde, Arabıyla, Acemiyle, siyahıyla, beyazıyla, zenginiyle, fakiriyle milyonlarca Müslüman Arafat’ta bir araya geldi. Böyle bir birlikteliği dünyanın başka bir yerinde ve inanç da bunu görmek mümkün değil. Farklılığı tamamen ortadan kaldıran giyimiyle herkesi eşit hale getiren bir manzara ile karşı karşıyayız. Milyonlarca insan. Bu birlikteliğin yapılabileceğinin en güzel, en açık örneğidir. Arkasından o ibadetin devamı olarak kötülüğe karşı müşterek tavır ile şeytan taşlama yapılıyor. Bütün Müslümanların zulme, kötülüğe karşı aynı tavrı gösterdiklerinin bir işaretidir. Bundan ibret almak nerede… Aynı günlerde aynı saatlerde akan kan ise devam ediyor. Müslümanlar Hac da gösterdikleri feraseti, basireti, bir araya gelerek yaşadığı duyguyu siyasi hayatta bir türlü meydana getiremiyorlar. Bu nasılı bir gaflet bu nasıl bir çelişki, bu nasıl bir duyarsızlık anlamak mümkün değil. Artık yeter demenin zamanı geldi, geçiyor. İslam alemi içine düştüğü bu gafletten bir an önce uyanmalı. Bir Müslüman’ın felaketi üzerine başka bir Müslüman’ın mutluluk inşa etmesi mümkün değil. Herkesin birinci önceliği akan kanı durdurmak olmalıdır. Her yerde biran evvel ateşkes sağlanmalı. Müslümanlar tıpkı Hac’da olduğu gibi bütün farklılıkları bir kenara bırakarak, aynı amacın etrafında birleşmelidir. Aksi takdirde bunun hesabını ne tarih önünde ne de mahşeri vicdanda vermemiz mümkün değildir” şeklinde konuştu.

İSRAİL’İN DENEDİĞİ BOMBALARA BAKIN

Kuzey Kore’nin son dönemde balistik füze denemeleri üzerine yaşanan uluslararası gerginliğe de değinen Karamollaoğlu, Kuzey Kore’nin yaptığını doğru bulmadıklarını söyleyerek, batılı ülkelerin nükleer güçlerinin göz ardı edilmemesi uyarısını yaptı. Karamollaoğlu, “Gündem bu konuyla meşgul ediliyor, meydana gelen hadiseler bununla örtülüyor. Bu adeta bir kamuflaj harbi gibi. Kuzey Kore şunu yapmış, Amerika’da ‘biz bunun  hesabını sorarız’ diyor. Kuzey Kore’nin son denemesi deprem meydana getirdi bunu umursamayalım demiyorum. Ancak Amerika Afganistan’da nükleer bomba dışındaki en büyük bombaları denerken bu dünya neredeydi. İsrail, Gazze’ye saldırdığı zaman denediği bombalar kimsenin umurunda bile olmadı. Görünen o ki dünya aklın değil, akılsızlığın hakim olduğu bir döneme geriyor” diye eleştirilerde bulundu.

TÜRKİYE’YE BÜYÜK GÖREVLER DÜŞÜYOR

Karamollaoğlu, dünyadaki kötü gidişatın önlenmesi için Türkiye’nin harekete geçmesi gerektiğinin de altını çizerek, “Felaketi atlatmanın yolların aramak mecburiyetindeyiz. Türkiye’nin üzerine büyük bir görev düşüyor. Biz kim, Kuzey Kore kim diyemeyiz. Hem ülkemiz, hem bölgemiz hem de dünyamız için kabullenmek zorundayız. Öncelikle basiret ve ferasete ihtiyaç var. Bu ülkede, biz de, ülkeyi yöneten ve yönetime talip olan kesimlerde. Bu ise ülkenin istikbalini kendi şahsi istikbalimizin önünde tutmak ile mümkündür. Kendi şahsi menfaatlerimiz ve ihtiraslarımız sanki ülkenin menfaatleri ile örtüşüyormuş gibi göstermek büyük bir gaflettir. Bunu ise kimse unutmasın. Ne şahısların ne siyasi partilerin kendi menfaatleri ülke menfaatlerinin önüne geçemez, geçmemelidir. Toplumda birlik ve beraberlik ise böyle oluşur” diye uyardı.

BİR İKAZ DA BULUNUYORUZ

Konuşmasının son bölümünde ise Karamollaoğlu, ülkenin gerçek gündemine dönmesi gerektiğine işaret ederek şunları söyledi:

“Türkiye’nin gerçek gündemi terördür. Her geçen gün daha da kötüye giden ekonomidir. Bir oraya bir buraya savrulmak zorunda kalan dış politikadır. Bitirilen tarım ve hayvancılıktır. İsraf, yolsuzluk, yapılan yanlış yatırımlar yürütülen yanlış politikalar. Sarsılan aile yapımız ve yozlaşan değerlerimiz. Uyuşturucu alışkanlığının 11-12 yaş seviyesine düşmesidir. Adalete güvenin ortadan kalmış olmasıdır. Bu konuları sadece bir ikaz olsun diye yapıyoruz. Şahsi olarak hiçbir konuyu gündeme almıyoruz. İnanıyoruz ki, eninde sonunda ülkeyi yönetenler, talip olanlar bizim söylemlerimize kulak verirler”