Maddi ve Manevi Kalkınma Sağlanırsa
Bir Daha 15 Temmuz Yaşanmaz

Genel Başkanımız’dan 15 Temmuz Mesajı
15 Temmuz 2019
Hataların Bedeli Ağır Oldu
16 Temmuz 2019
Hepsini göster

Genel Başkan Yardımcımız İlyas Tongüç’ün 15 Temmuz Demokrasi ve Birlik Günü basın açıklaması;

“15 Temmuz 2016 yılında yaşanan alçak darbe girişiminin 3. Yıl dönümünde o gece canları pahasına darbeyi püskürtmek için gayret eden güvenlik güçlerimize ve milletimize şükranlarımızı sunuyoruz.

Erbakan Hocamızın; “Bir milletin asıl gücü tankı, topu, parası değil imanlı evlatlarıdır.” sözünü o gece ispat eden bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, bütün gazilerimize de şifalar diliyoruz.

11 Temmuz’da Bosna Srebrenitsa’da, Avrupa’nın ortasında, dünyanın gözü önünde büyük bir soykırım yapılmıştır. Soykırıma maruz kalan Müslüman kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

Türkiye bulunduğu jeopolitik durum gereği İslam ülkeleri, Avrupa ve Kafkasya’nın ortasında, Karadeniz ve Akdeniz’e hakim bir bölgenin merkezi ve kalbi durumundadır. Başta ABD, AB olmak üzere güçlü ülkelerin kendi menfaatleri doğrultusunda bölgenin zengin petrol ve yer altı kaynaklarının özellikle israil’in güvenliği için kontrol altında tutulması ve bölgenin her zaman kargaşa ve savaş tehdidi altında olması ülkemizi hem siyasi hem de ekonomik yönden güçlü bir ülke olmamızı gerektirmektedir.

Ülkemizin içinde bulunduğu coğrafya yüzyıllar boyunca 28 haçlı seferi ve Moğol istilalarına muhatap olmuş, türlü türlü oyunlar üzerinden bölge kontrol altına alınmaya çalışılmış ancak milletimiz inancına sarılarak bu saldırıları, tuzakları ve hileleri bertaraf etmiştir. Dışardan taarruzlarla ele geçiremeyen güç odakları Osmanlının son döneminden itibaren taktik değiştirerek içten ele geçirmeye kalkışmışlar, bir takım siyasi, ekonomik yöntemlerle bu emellerine ulaşmak için gayret etmişlerdir. İttihat ve Terakki yapılanmaları ve içerden çalışmaları Osmanlının istikrarsızlaştırılması ve savaşlar sonrasında dağılması sonucunu getirmiştir. Ve kurtuluş savaşı ile Anadolu kurtarılmış ve birlik ancak sağlanmıştır. Ülkemizde uzun yıllar süren sağ-sol kavgaları ile siyasi kamplar oluşturulması, kargaşa ve çatışmalarla binlerce gencimizin kardeş kavgasında ölmesi ırkçı emperyalizmin son yüzyılda girdiği içten kontrol altına alma hedefinin bir parçası olmuştur.

ABD Dışişleri Bakanı Rice 2003 yılında yaptığı açıklamada Fas’tan Endonezya’ya kadar İslam ülkelerinin sınırlarını değiştirecek açıklaması ile birlikte Tunus’tan başlayan ve sınırlarımıza kadar gelen istikrarsızlaştırma çalışmaları siyasi, ekonomi ve fiili müdahale şeklinde sürmüştür. Demokrasi ve özgürlük getireceklerini vaat etmişler, zulüm ve gözyaşından başka bir şey ortaya çıkmamıştır. Irak’ı parçalayıp Afganistan’ı yerle bir etmişlerdir. Libya’yı Suriye’yi insanlık tarihinde eşi benzeri olmayan bir kaosa sürüklemişlerdir.
28 Şubat sürecinde ABD dışişleri bakanı Refahyol Hükümetinin yıkılmasının gerekliliğini vurgulamış, seçimle gelen iktidarın, bir kısım sendikaların, bir kısım işadamların ve diğer işbirlikçilerin bağlantıları ile görevden el çektirilmesi istenmiş ve yaşanan gelişmeler ülkede bir kaos ortamı oluşturmuş, siyasi, ekonomik ve hukuki büyük sıkıntılar içerisine ülkemiz sürüklenmiştir.

28 Şubat’ı anlamadan, incelemeden 15 Temmuzu anlamamız mümkün olmayacaktır.

15 Temmuz’da ülkeyi ele geçirmeye yönelik alçak, hain darbe girişimi asker, emniyet ve milletimizin büyük bir fedakarlığı ile bertaraf edilmiştir.
Bugün ortaya çıkmıştır ki, bu hain kalkışmaya batılı ülkeler destek vermiştir. Bu yapılanma bir kukladır.  İşin arkasında ABD vardır, İsrail vardır, Siyonizm vardır, ırkçı emperyalizm vardır!

Hiç şüphesiz ki darbeye teşebbüs eden bu kanlı cunta hareketinin içinde yer alan, milletine kurşun sıkan, meclisine bomba atan canilerden hesap sorulmalıdır. Siyasi ayağı dahil olmak üzere bütün yönleri ile bu işe bulaşanlar ortaya çıkarılmalıdır.
Yargılamaların tamamlanması ile birlikte bu işten aklanmış olanların derhal görevlerine iade edilmesi, yani yaşla kurunun hızlı bir şekilde ayrılması suretiyle adaletin tesisinin hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

BUNDAN SONRA NE YAPMALIYIZ?

Türkiye’nin bundan sonra bırakın darbe yapmayı, darbeyi aklından geçiremeyeceği Köklü hukuki, siyasi ve kurumsal dönüşümler gerçekleştirilmelidir.

Ahlaki ve manevi tahribatı önleyici tedbirler alınmalıdır.

Toplumun temeli olan aileyi sarsacak olan (İstanbul sözleşmesi gibi) uygulamaları kaldırmalıdır.

Toplumdaki adalet duygusunu ve güvenini yeniden sağlamalıdır. Ekonomiyi faizden kurtarmalı ve üretim ekonomisine dönüştürülmelidir.

Kaynaklarımızı istihdam için kullanmak ve israftan kaçınmalı, Milli gelirin adil bir şekilde dağılımının yapılması sağlanmalıdır.

Saadet Partisi olarak

Yaşanabilir Bir Türkiye
Yeniden Büyük Türkiye
Yeni Bir Dünya hedeflerimize ulaştığımızda darbe ve darbeye sebep olan olayların kendiliğinden ortadan kaldırılacağına inanıyor ve bu hedeflerin gerçekleşmesi için çalışmalarımıza devam ediyoruz.”