BÜTÜN İNSANLIĞIN SORUNLARIYLA İLGİLENİYORUZ

Gündemdeki dış politika gelişmelerine de değinen Karamollaoğlu şöyle devam etti: “Bildiğiniz üzere Ukrayna ve Rusya arasında uzun zamandır ciddi bir kriz söz konusu. Bu kriz geçtiğimiz Pazar günü tekrar gün yüzüne çıktı. Biz ister İslam ülkesi olsun ister olmasın bütün insanlığın sorunları ile ilgileniyoruz. Bugün coğrafyamız özellikle de İslam ülkeleri ne yazık ki savaşların kıskacında ciddi bir kargaşa ile karşı karşıyadır.  Bölgemizde savaş ve çatışmanın yayılması bu coğrafyanın asil unsurları için kan ve gözyaşından başka bir şey getirmeyecektir. Biz ister Suriye, ister Irak, ister Yemen, İster Ukrayna olsun yeryüzünde yaşanan bütün çatışma ve savaşların son bulmasını temenni ediyorum.”

SOĞANI BIRAK ÇUKURAMBAR’DAKİ KOMİSYONCU BAK!

Son günlerde gündemden bir türlü düşmeyen soğan fiyatlarıyla ilgili konuşan Karamollaoğlu, “Malumunuz olduğu üzere geçen hafta iktidar ekonomiyi düzeltmek için son derece önemli bir karar aldı. Ekonomimize zarar veren ne kadar ‘soğan lobisi’ varsa diz çöktürmek için kolları sıvadı. Depo depo soğan stoğu arıyorlar. Üreticinin kış ayı için sakladığı bir kamyon dahi gelmeyecek soğanı stokçulara ağır darbe diye millete anlatıyorlar. Neymiş 30 ton soğan ele geçirmişler bugün 30 ton soğanın en iyi ihtimalle ederi 150 bin liradır. Bugün Türkiye’nin sadece 2018 yılında ödenecek olan dış borç faizi 9 Milyar dolardır. 2017 bütçesinde faize ayrılan miktar 57,5 Milyar liradır. Çok açık ve net bir biçimde ifade etmek istiyorum. Bugün Türkiye’nin problemi soğanlar değil Türkiye’yi soyanlardır. Bugün Türkiye’nin problemi depocular değil, repoculardır. Yetkililer üreticimizi töhmet altında bırakıp üç kuruşluk malına göz dikeceğine, Çukurambar’da kurulmuş komisyoncuların peşine düşmeleri daha isabetli olur” diye konuştu.

YİĞİT MUHTAÇ OLMUŞ KURU SOĞANA

Ülkenin içinde bulunduğu durumun bir trajediye dönüştüğünü belirten Karamollaoğlu, “ Stokçuluk bahanesi ile hal esnafının depolarını basacağız diyen iktidara, sormak istiyorum; Belediyelerde ve kamu kurumlarında İhalelerde yolsuzluk yapanları da israf edenleri de aynı şekilde denetleyecek mi? Yoksa yolsuzlukları belgeleyenleri görevden almaya devam mı edecek? Bu yapılan stokçuluk mücadelesi fiyatları düşürmek için mi? Yoksa tarımda ithalatın üstünü örtmek için mi? Enflasyonu düşürmek için rapor yayınlayanı görevden alıyorlar. Ürünlerin fiyatını düşürmek için üreticinin boğazına sıkıyorlar. Türkiye bu zihniyet ile daha fazla idare edilemez. Esnafımızın ve üreticimizin içine düştüğü durum ne yazık ki tam manasıyla Mahzun-i Şerif’in dediği gibidir; Yoksulun sırtından doyan doyana, bunu gören yürek nasıl dayana, yiğit muhtaç olmuş kuru soğana, bilmem söylesem mi söylemesem mi” diyerek ülkenin halini gözler önüne serdi.

SON SIRALARDAYIZ

“Çarşı, pazar her geçen gün daha da ateş pahası oluyor” diyen Karamollaoğlu şöyle devam etti: “Ürünlerin gramajı düşürülüyor, fiyatlar artıyor. Ne yazık ki Türkiye’nin bu ekonomi yönetimini taşıması mümkün gözükmüyor. Bakınız 5 Kasım 2018 tarihli bir araştırmaya göre ülkelerin asgari ücretle alabildiği toplam benzin litresi bu vahim durumu bir kere daha ortaya koyuyor. Listede 21 Avrupa ülkesi içerisinde asgari ücret ile 317 lt benzin alarak Türkiye en sondan ikinci sırada bulunuyor. Eğitimde en son sıralardayız, adalette en son sıralardayız. Basın özgürlüğünde en son sıralardayız. Akademik kalitede ilk 500’e giremiyor durumdayız. Geldiğimiz noktada ne yazık ki alım gücünde de en son sıralara düşmüş durumdayız.”

MAKAS HER GEÇEN GÜN ARTIYOR!

Çiftçi, sanayici ve işçinin kan ağladığını belirten Karamollaoğlu, şunları kaydetti: “İnsanlarımız ay sonunu getiremiyor. Önümüzdeki günlerde Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplanacak. Biz şimdiden uyarılarımızı yapmak istiyoruz. Bugün Türkiye’de yoksulluk sınırı 6 bin 328 TL, açlık sınırının ise 1972 TL’dir. Asgari ücret ile bu rakamlar arasındaki makas her geçen gün artmaktadır. Bizim bu konudaki önerimiz asgari ücrete enflasyon oranınca zam yapılması ve asgari ücretten vergi alınmamasıdır. Unutulmamalı ki göstermelik zamlar bugün insanımızın derdine derman olmayacaktır. Öte yandan Türkiye’de adalet ciddi manada zedelendi. Daha önce defaatle dile getirdik. Adalet devletin temelidir, adalet olmadan olmaz!”