Suriye’de Barış Suriye ile Olur!

Bunlardan Dost Olmaz!
24 Ekim 2019
7. Olağan Büyük Kongre Hakkında
28 Ekim 2019
Hepsini göster

Genel Başkanımız Temel Karamollaoğlu’nun gündeme dair değerlendirmeleri:

“Bu hafta basın toplantımıza yüreğimizi yakan haberlerle başlamak durumunda kaldık. Bu hafta üç evladımız Muhammed Önek, Mutlu Can Meşeci, Umut Coşkun şehit düştüler. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine baş sağlığı diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun.

Ne yazık ki milletimizin yüreğine acı düşmeyen bir gün geçmiyor. Şehitlerimizin acısı kalbimizi parçalarken ne yazık ki pazartesi günü kılınan şehidimizin cenaze namazında ortaya çıkan görüntü bizi ve milletimizi yaralamıştır. Şehidimizin cenazesinde protokol uygulanması ve halkın önüne barikat çekilip namaz kılanların ayrıma tabi tutulması bizi derinden üzmüştür. Cenazelerde bile böyle bir durumun ortaya çıkması hoş bir manzara değil.

Gündemimizin önemli başlıklarından birisi de Barış Pınarı Harekâtı ile ilgili yürüyen süreçtir. Dün akşam Putin ile Sn. Cumhurbaşkanı bir araya geldiler ve 10 maddelik bir protokol imzalandı. Aynı zamanda 120 saatlik ateşkes süreci de doldu. Süreçle alakalı ne yazık ki tam bir kargaşa yaşıyoruz. Bir tarafta ABD’nin stratejik müttefikimiz olduğu vurgulanıyor ama ABD’nin bizim dostumuz olup olmadığı konusunda tereddütler var. Biz bu konuda ısrar ediyoruz ama bu durum ABD’nin umurunda değil. ABD’nin aldığı tavır bizi ciddi manada endişe ettiriyor. Burada şu hususa vurgu yapmak istiyorum, biz geçmişi hatırlamazsak geleceğe yön veremeyiz. Gelecekte nasıl bir tavır takınacağımızı belirleyemeyiz. Tecrübe dediğimiz şey yaşanmış hadiselerden ders almaktır.  Yaşamadan tecrübe edinilmez. Ne yazık ki biz bunu adeta alışkanlık haline getirdik. Tecrübelerimizden ders almayı sürekli olarak bir kenara koyduk.

Özellikle Suriye ile ilgili konuşmaktan ziyade geçmişe dönük müzakere ve mütalaa yapma ihtiyacımız var, en çok da iktidarın ihtiyacı var. Bu mütalaayı yapmak yerine algı operasyonları ile günü kurtarmaya çalışırsak bu netice vermez. Hastalık ancak doğru reçete verildiğinde doğru ilaçlar kullanıldığında tedavi edilir. Yoksa siz hastalığı tedavi edemezsiniz. İyisin iyisin demekle hasta iyileşmez.

Dış politikada sıkıntılar var dış politikamız iflas etti. AB üyesi olalım dedik 30 fasıldan sadece 1 tanesi açıldı.  18 yıldır mücadele ediyorlar AB üyesi olmak için bir arpa boyu yol gidemediler. Neden AB’ye alınmadığımızı bir türlü oturup izah edemiyorlar. Neden sorusunu sorup sonrada cevap aramak icap eder.

Suriye sorunu 10 yıl öncesinde yoktu lakin şimdi var, bize milyarlara mal oldu, yüzlerce şehit verdik. Suriye mahvoldu milyonlarca insan yurdunu terk edip mülteci konumuna düştü. Şimdi içinde bulunduğumuz durumdan nasıl kurtulacağımızı bilemiyoruz. Sayemizde ABD Suriye’ye girdi… Suriye darmadağın oldu, biz hala Suriye’nin toprak bütünlüğü türküsünü söyleyerek geziyoruz. Darmadağın olmuş bir Suriye’de toprak bütünlüğü sağlanacak, inşallah! Bu durumun vebali Suriye’nin bu hale gelmesine sebep olanların omuzlarındadır. Herkes bilmeli ki ABD Ortadoğu’ya, Suriye’ye girdi ve burada kalmak niyetinde. Trump çekileceğim diyor onun kendisine göre bir tüccar mantığı var ama herkes biliyor ki YPG bölgesinde ABD en büyük üslerinden birisini kurdu.

Kimse bunlardan bahsetmiyor. Binlerce tır YPG’ye destek verildi deniyor, yoksa yarın ABD bu bölgede bir harekât yaparsa ihtiyaç duyacağı silahları depoluyor mu bu bile soru işareti olan bir konudur. ABD’nin bir amacı da bölgede İran ile bir çatışmaya girmemizdir. Böyle bir durum kesinlikle Ortadoğu barışına darbe indirecektir. Biz daha önce belirttik bu bölgenin sıkıntılarını bu bölgenin insanı çözecektir ancak.

Algı operasyonları iktidarların başvurduğu bir yoldur. Sen iyisin iyisin dersin lakin adam hastaysa o ağrıları çeker. Suriye Problemi, ABD ile görüşmeler, Rusya ile görüşmeler bunlar gerçeklerin üstünü örtmüyor. Sadece dış politikada sınıfta kalmadık ekonomik problemleri vatandaş can havli ile derinden yaşıyor.

Siz ekonomi ne kadar iyi derseniz deyin ekonomik problemleri yaşayanlar bunu bilir ve hisseder. Ne yazık ki ekonomimiz adeta pamuk ipliğine bağlıdır. O yüzden Trump sizi askeri olarak canınızı okurum demiyor ekonominizi çökertirim diyor. Lafı bile Türkiye’yi etkiliyor.

Yapılması gereken en öncelikli ve aciliyetli adım ekonominin toparlanması ve düze çıkarılmasıdır.

Bakınız bütçe meclise sevk edildi. Bu bütçe ile ülkemizin problemleri çözülebilir mi çözülemez mi? En büyük sıkıntıyı nerede yaşıyoruz nasıl halledeceğiz soruları aklımıza geliyor? Bu sorunları halletmeye borç ile kalkarsak faizler alıp başına gidecektir. Yatırımlar nereye kaydırılacak, doğrudan doğruya siz üretimi arttıramazsınız diğer sahalarda yaptığınız katkılar ancak kısmi olacaktır. Misal inşaat sektörü; bu sektör üretken bir yatırım değildir sadece ev ihtiyacını karşılar ardından biter. Üretim gelmez arkasından onun için inşaata yapılan yatırım Türkiye’nin geleceğinin ipotek altına alınması manasına gelir.

Burada en çok endişe ettiğim konuları dile getireceğim.

İşsizlik %13.9’a çıktı işsiz sayısı 3.5 milyon civarındayken şimdi 4 milyon 600 bin civarına çıktı. Bu çok ciddi ve tehlikeli bir artış, genç nüfusta işsizlik ise %27.1! Böyle bir problem yok demekle bu problem ortadan kalkmaz.

Üretime dönük yatırımlar sürekli hale gelmedikçe bu problem ortadan kalkmaz.

Eylül ayı itibari ile faiz ödemesi 12.2 Milyar Lira olmuş. Ocak Eylül faiz ödemeleri 81.5 milyar Lira. 2019 yılı için faiz ödemesi 117 milyar lira tahmin ediliyor.  Bütçe dengesine gelince Eylül ayı itibari ile açık 17.7 milyar lira, bu açığın kapanması için bugün ki şartlarda borçtan başka bir şey gözükmüyor. Bu yıl beklenen bütçe açığı 80.6 milyar lira olarak bekleniyordu Eylül ayı itibari ile bu 85 milyar lira oldu. Bu ekonominin ne kadar kaygan bir zemin üzerinde olduğunu gösteriyor. Bu durumun üstünü dış politikada ki gelişmeler ile örtemezsiniz.  Bu rakamların hükümet tarafından ciddi bir biçimde ele alınması gerektiğine vurgu yapıyor.  Özellikle de bu konularda yapılan hataların görülmesi ile çözüleceğine inanıyoruz.

Türkiye’nin ekonomisinin yanında en önemli problemi adalet müessesinin düzgün çalışıp çalışmamasıdır. Adalet müessesinin düzgün çalışmamasından dolayı bunun mağduriyetini yaşayanlar ciddi bir biçimde sıkıntı yaşıyorlar. Biz bu konuyu dile getirdiğimiz için bize sürekli mektup geliyor. İnsanlar mektuplarında perişan olduklarını belirtiyor. Öyle bir konu var ki acıma duygusu ve merhamet kaybedilmiş bunu görüyoruz.

Biz her meseleye başlarken “Bismillahirrahmanirrahim” diye başlarız. Rahman ve Rahim olan Cenab-ı Hakkı hatırlarız, merhamet sahibi olan… Eğer Cenab-ı Hak’ta merhamet varsa biz de merhamet sahibi olmak zorundayız. Anası bir yerde babası bir yerde tutuklu ister suçlu olsun ister olmasın çocuklar dışarıda aç sefil bakacak kimse yok. Bu durumu nasıl çözeceksiniz? Kadıncağız en azından bizi bir yerde bir araya getirin diyor. Ne olur yani bu kadınlar ev hapsinde kalsalar çocukları ile beraber. Burada bir hukuksuzluk var… Sn. Cumhurbaşkanı’da geçmişte hukuksuz muamelelerin mağduruydu. O mağduriyeti kendisine olan teveccühü 2002 seçimlerinde arttırdı. Bir şiir okursunuz hapse mahkûm olursunuz, bir şiir ve bu şiir de devlet kitaplarında yazılı. Şimdin aynı iş başkalarının tepesine balyoz gibi iniyor.

İktidarın adalet var demesi bir anlam ifade etmez. Bu sebeple biz bu yanlışların bir an önce düzeltilmesi gerektiğine inanıyoruz. Her zaman söylediğimiz gibi biz bütün uyarılarımızı bir kardeşlik vazifesi olarak yapıyoruz.       

Şüphesiz ki güç ve kudret sahibi Cenab-ı Allah’tır. Allah (cc) ülkemizin, bölgemizin ve bütün insanlığın yardımcısı olsun.”