Genel Başkanımız Temel Karamollaoğlu, haftalık basın toplantısında konuştu. Genel Başkanımız, 20 Temmuz’da hem Kıbrıs harekâtının yıldönümü hem de Saadet Partisi’nin kuruluş yıldönümü olduğunu hatırlatarak önemli mesajlar verdi.

15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümü olması nedeniyle açıklamalarda bulunan Genel Başkanımız, “Bu süreçten ders almalıyız. Bundan sonra bırakın darbe yapmayı, kimsenin darbe yapmayı aklından geçiremeyeceği tedbirler alınmalıdır.” dedi.

Bununla ilgili bazı önerileri olduğunu açıklayan Genel Başkanımız, şunları söyledi:

“Yandaşlık değil liyakat esas alınmalı. İcrada alınan kararları tatbikata koyarken parti kaygısıyla değil ülke kaygısıyla hareket edilmelidir.

En çok imtina edilmesi gereken ise ‘kurunun yanında yaş da yanar’ tutumundan vazgeçilmelidir. Suçsuzun hakkı mutlaka gözetilmelidir.

 

Adaletin tesisi için yargı bağımsızlığı mutlaka sağlanmalıdır.

En az bunlar kadar hatta daha önemlisi ‘savunma hakkı en kutsal haktır.’ Hiçbir şart altında savunma hakkı engellenmemelidir.

“SAVUNMA HAKKI EN KUTSAL HAKTIR”

Maalesef OHAL döneminde yüzlerce değil, binlerce değil, on binlerce insanın görevinden ve işinden uzaklaştırıldığına, kendisine de savunma hakkı verilmediğine şahit olduk. İşte felaket burada başlıyor. İnsanları bazı suçlarla isnat edip, hayatlarını karartıp, savunma hakkı verilmiyor. O zaman devlet hukuk devleti olmaktan çıkar. Bu sadece ceza merkezli olarak da görülmemelidir.

Darbelerin psikolojik ve sosyolojik boyutları ele alınmalıdır. Darbeler gelip geçiyor ama bunun geride bıraktıklarına bakılmalı. Suç isnat edilen insanlar ve yakınları büyük bir travma ile karşı karşıya. Bununla ilgili devlet gereken tedbirleri almalıdır.

DARBENİN ARKASINDA KİM VARSA ORTAYA ÇIKARILMALI

Kukla ile uğraşırken kuklacı unutulmamalıdır. Bu kalkışmanın arkasında kim varsa ortaya çıkarılmalıdır. Başka ülkelerin parmağı olduğu ileri sürüldü. Ben buna katılıyorum. Ama somut delillerle bunların ortaya çıkarılması gerekir. Bunlar bugün yapılmazsa, şimdi başarısız olanlar yarın başarılı olmak için yeniden harekete geçeceklerdir.

 

Sorunlarımızı kutuplaşarak değil kucaklaşarak çözeceğiz. Yanlış yapanlar olabilir ama bunlar toplum dışına itilip hain damgası vurulursa hele suçu ispat edilmemiş olanlar için ciddi bir travma söz konusudur. Bu mücadelede öfke ile değil merhametle hareket edilmeli. Nefret dili değil şefkat dili kullanılmalıdır. Belli bir suçu işlemiş olanların dışında olanlar için kullanıyorum. Bunu darbeye kalkışanlar vatandaşlarımızı katledenler için kullanmıyorum bunu da belirtmiş olayım.

Kuvvetler ayrılığı dengesi mutlaka sağlanmalıdır. Eğer yürütme yasama ve yargının üzerinde ise o ülkede adalet beklemek bir hayal olur.

“NEDEN BU BAKANLAR YAŞ ÜYESİ OLUYOR?”

3 aylığına getirilen OHAL nihayet 2 yıl sonra kaldırılıyor. Bazı gelişmeler OHAL’in ismi kalkıyor ama cismi duruyor dedirtmektedir. 15 Temmuz günü Resmi Gazete’de yayımlanan 7 cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile bazı somut adımlar atılıyor. Bununla Hazine Bakanı ve Milli Eğitim Bakanı yaş üyesi oluyor ben bunu anlayamadım. Neden bu bakanlar yaş üyesi oluyor?

Artık ülkemiz tek bir kişinin imzası ile alınan kararlar ile yönetiliyor. Sultanlarda dahi olmayan bir güç ve yetki ile ülke yönetilecektir. Meclisin haberi bile olmadan çıkarılan kararnameler bunu gösteriyor.

“KIBRIS 1 NUMARALI KIRMIZIÇİZGİMİZDİR”

1974 yılında Türkiye kendi ülkesinin vatandaşları tehdit altına girdiğinde, keyfi olarak değil yasalara dayanarak Kıbrıs’a müdahale etti. Amerikan donanması Cebeli Tarık Boğazına kadar geldi ama ilerleyemedi, kararlılığı gördüğü için.

Türkiye’nin güvenliği için Afrin, Menbiç önemlidir ama Kıbrıs 1 numaralı kırmızıçizgimizdir. Bunu unutmamalıyız. Ekranda Afrin’i gösterip masada Kıbrıs’ı pazarlık konusu yapmak çok ama çok tehlikeli bir adımdır. Kıbrıs asla pazarlık konusu yapılmamalıdır yapılamaz. Türkiye KKTC’yi bir yük ve dış politikasında bir engel olarak görmemelidir. Kıbrıs bir yük değil bir fırsattır. Türkiye askeri varlığını daha da güçlendirmelidir. Askeri varlığımız her geçen gün biraz daha azalıyor. Adanın stratejik önemi dikkate alınarak bir hava üssü kurulmalıdır. KKTC’nin başta kardeş ve dost ülkeler olarak tanınması için diplomasi atağına geçilmelidir. AB’ye vizesiz girme hayali kurarken, Lefkoşa’ya, Gazimağusa’ya vizeyle gitmek zorunda kalabiliriz. Bunun da hesabını kimse veremez.

 

Kıbrıs Harekâtı’nın mimarı olan Necmettin Erbakan’ın sözünü hatırlatıyorum:

“Kıbrıs’ta şehit kanıyla alınış bu topraklardan bir zerresini verirseniz hepinizden hesap sormak boynumuzun borcudur üzerimize vecibedir.”

Saadet Partisi’nin kuruluşunun Kıbrıs Barış harekâtının yıl dönümüne denk getirerek 17 yıl önce yaptık. Birçok partimiz kapatıldı bunlar yapılırken çeşitli bahanelerin arkasına sığınıldı. Özellikle 28 Şubat sürecinde şaşaalı şekilde açıklamalar yapanlar unutuldu gitti, Milli Görüş dimdik ayakta. Bugün benzer şeyler düşünenler de yanılacaklar ve Milli Görüş yine ayakta kalacaktır inşallah.

Yeniden Büyük Türkiye, Yeni Bir Dünya sevdasından asla vazgeçmeyeceğiz. İlk günkü heyecanla ve aşkla yolumuza devam edeceğiz. Önümüze konan engeller bizi daha da azimlendiriyor. Gayretimizi artırıyor.”