ÜSTÜNLERİN HUKUKU DEĞİL, HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ ESAS ALINMALIDIR!

Ak Parti Acı Gerçeklerle Yüzleşmeli!
4 Ekim 2019
Dış Politikada veya Ekonomide, Strateji Hamaset Üzerine İnşa Edilemez!
10 Ekim 2019
Hepsini göster

“Türkiye’de 17 yıllık Ak Parti iktidarı döneminde tercih edilen din ve ahlak, aile ve eğitim, ekonomi, sanayileşme, tarım ve hayvancılık, madenlerin işletilmesi, insan hakları ve adalet ve dış politika uygulamaları, çözüm üretmek yerine, daha büyük problemleri beraberinde getirmiştir. Doğru teşhis doğru tedaviyi beraberinde getirir. Türkiye’nin içine sürüklendiği bunalımın temelinde taklitçi ve işbirlikçi bir zihniyet vardır. Türkiye’yi bu hale getirin bu zihniyet deşifre edilip ipliği pazara çıkarılmadan, yaşanılan bunalımdan kurtulmak mümkün olmaz.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ak Parti iktidarının benimsediği zihniyetin üç saç ayağı vardır. Bunlar;

1- ABD ve İsrail’in stratejik müttefik olarak tercih edilmesi,

2- AB’nin bir medeniyet projesi olarak benimsenmesi,

3- Faizci kapitalizmin bir düzen olarak benimsenip yürütülmesi,

Türkiye’ ne çekiyorsa, tercih edilen bu yanlış zihniyetten çekiyor.

Türkiye, bu yanlış zihniyetin ürünü politikalardan dönmedikçe “Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye” olmayı başaramaz.

Türkiye, içinde bulunduğu sıkıntılardan ancak Milli Görüş zihniyeti ve Saadet Partisi iktidarı ile kurtulabilir.

Türkiye’nin acilen çözüm bekleyen temel problemleri şunlardır:


1- Eğitim,

2- Manevi ve ahlaki çöküş,

3- Ekonomik fesat, taklitçilik, israf, parayı asfalta ve betona gömme, işsizlik ve borçlanma

4- İnsan hakları ve adalet

5- İşbirlikçi dış politika,

EĞİTİM

Eğitim; Türkiye’nin en önemli konusudur. Bu alanda yaşanan bunalımın gerçek sebebi hep göz ardı ediliyor.  Eğitim de ülke olarak yaşadığımız bunalımın temelinde “Materyalist Eğitim” tercihi bulunmaktadır. Bu eğitim, maneviyat düşmanı bir eğitimdir. Böyle olunca, bizim milli ve manevi değerlerimiz, benimsenen eğitim müfredatları içinde hak ettiği yeri bulamamaktadır.

Materyalist eğitimin çocuklarımıza kazandırmaya çalıştığı şey ise; inkârcılık, şirk ve ırkçılıktır.

Daha açık ifadeyle, bu eğitim sistemiyle Müslüman milletimizin evlatları inkârcı, müşrik ve ırkçı olarak yetiştiriliyor. Materyalist eğitim, ülkemizde ve dünyada bir kitle imha silahı olarak kullanılıyor. Bunun için kaliteli nesil yetişmiyor. Bilinmelidir ki biz; sağcısıyla, solcusuyla, liberaliyle, Kürdiyle, Türküyle, Alevi’siyle, Sünni’siyle İslam ümmetinin evlatlarıyız.  

Çözüm; Maneviyatçı bir eğitime geçmektir. Bu eğitim ancak; Milli Görüş’ün benimsediği temel esaslar ile ikame edilebilir.

MANEVİ VE AHLAKİ ÇÖKÜŞ

Milletimiz, Erdoğan iktidarının yürüttüğü AB kaynak sosyal politikalar yüzünden manevi ve ahlaki büyük bir çöküş yaşıyor. AB süreci gereği çıkarılan kanunlar ile aile yapımız çökmüştür. Aile çökünce de eğitimin en güçlü ayağı çökmüş oluyor. İstanbul sözleşmesi ve kadına şiddetin önlenmesi kanunları, milletimizin kalbine saplanmış zehirli bir hançer gibidir. Kadını ve erkeği evlenmekten aile kurmaktan koparan istihdam politikaları gözden geçirilmelidir. Batı ahlakı ile hiçbir yere gidilemez. Yalan, dolan, aldatma, yolsuzluklar, çalışmadan kazanma, kumar, hırsızlık, fuhuş gibi kötülükler toplumumuzu tahrip etmeye devam ediyor. Toplum “politik münafıklığa” zorlanıyor. Şer ve küfür konuşan bir millet haline geldik.

Anayasanın 5. maddesine göre devletin görevlerinden birisi de “vatandaşın maddi ve manevi varlığını” korumaktır. İktidar, toplumun maddi ve manevi varlığını koruyacağı yerde, çıkardığı yasalarla, maneviyatı ve ahlakı yozlaştırıyor. Bu böyle gitmez.

Manevi ve ahlaki tahribatı önlemenin tek yolu, inancımızın telkin ettiği manevi ve ahlaki prensiplere geri dönmektir. Biz millet olarak Milli Görüş’e geri dönmeden kurtulamayız.

EKONOMİK FESAT, TAKLİTÇİLİK, İSRAF, PARAYI ASFALTA VE BETONA GÖMME, İŞSİZLİK VE BORÇLANMA

Ülkemizde yaşanılan ekonomik fesadın temeline “faizci kapitalist düzen” bulunmaktadır. Bu düzenin temel hedefi, üretmeyen, tüketen, borçlanıp israf eden bir toplum inşa etmektir. Faizci kapitalist düzen, müşrik batının, ırkçı Siyonizm’in çıkar ve menfaatlerini gözettiği için milletimizi faizle, haksız vergiler ile tüketim çılgınlığı ile eziyor. Taklitçilik, israf, parayı asfalta ve betona gömmek, işsizlik ve borçlanma, faizci kapitalizm tarafından bize biçilen ödevlerdir.

TÜİK’in yayımladığı rakamlara göre tablomuz şudur;

-İşsizlik Oranı yüzde 13, genç işsizlik oranı yüzde 25

-Toplam işsiz vatandaşımızın sayısı 4 milyon 253 bin kişi.

– Dış Borç 457 milyar dolar, Enflasyon yüzde 15 oranında seyrediyor.

-Nüfusun yüzde 12,7’si “sürekli yoksulluk” çekiyor.

-En yüksek gelire sahip yüzde 20’lik kesim, toplam gelirden yüzde 47,6 pay alıyor.

-En yoksul yüzde 20’nin payına ise toplam gelirin sadece yüzde 6,1’i kalıyor.

Açıklanan her ekonomik paketin ardından Elektrik, doğal gaz, akaryakıt zamlanıyor. Ülke, faizle, haksız vergiler, zamlar ve israf ile uçuruluyor. Ülkemizde yanlış, güven vermeyen faizci kapitalist politikalar yüzünden bir “mülkiyet güvensizliğinden” söz ediliyor. Yaklaşık 50 milyar doların toprak altında saklandığı ifade ediliyor.

Çözüm, faizci kapitalizmden, adil düzene geçmektir. Adil Düzene dönmeden, sanayileşmeden, üretmeden bir ülke güçlü bir ülke olamaz. Bu ise ancak Saadet Partisi iktidarı ile gerçekleşebilir.

İNSAN HAKLARI VE ADALET

Adalet ve İnsan Hakları bir ülkenin en önemli “beka” meselesidir. Ülke olarak her konuda sıkıntımız var; ama adalet bunların en başında gelmektedir.  

Adalet; halktan pek tanınmayan birisiyle, tanınmış, makam sahibi bir insan bir dava için geldiklerinde; birisi fakir, diğeri zengin ayırımı yapmaksızın, haklıya hakkını teslim etmektir. Halktan zayıf birisi, bir devlet yetkilisine dava açsa, yargıya düşen görev, kuvvetlinin karşısında zayıfın hakkını koruyabilmektir. Adalet bu ise, ülkemizde bu anlamda bir adaletten söz edebilmek mümkün değildir.

Haksızlıklar, mağduriyetler giderilmeden, ekonomik göstergelerin, işsizlik oranlarının, döviz kurunu konuşmanın bir karşılığı olmuyor. Adalet açığının olduğu bir yerde; cari açığı, bütçe açığı gibi açıkları gidermek mümkün olmaz ”Adalet Sarayları”  yapmak; adalet açığını gidermeye yetmiyor.

Üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü esas alınmadan, en tepeden en aşağıya adalet, temel kaide olarak benimsenmeden, adaleti siyasetin bir kılıcı gibi kullanmaktan vazgeçmeden, tüm haksızlıklar, mağduriyetler giderilmeden, tertemiz bir sayfa açılmadan; ülkemizin düzlüğe çıkması mümkün gözükmüyor.

Çözüm, “insanı yaşat ki devlet yaşasın” esası gereği, egemenlerin dayattığı yanlış hak anlayışı yerine, milletimizin tarih boyunca benimsediği doğru hak anlayışına dönmek ve adil bir yargı sistemini inşa etmektir. Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan ve Adalet Bakanı Sayın Abdülhamit Gül doğru hak anlayışının ne olduğunu herkesten iyi biliyorlar. Unutmuşlarsa buradan Saadet Partisi Parti Programının ilgili bölümlerini okumalarını tavsiye ediyoruz.

İŞBİRLİKÇİ DIŞ POLİTİKA

Türkiye’nin uluslararası ilişkilerde yaşadığı sıkıntıların temelinde yürütülen “işbirlikçi dış politikalar” bulunmaktadır. Türkiye, İsrail ile ABD’yi stratejik müttefik edinmiştir. Bu tercih; Türkiye’nin şahsiyetli bir dış politika izlemesinin önündeki en büyük engeldir. 

Çünkü ABD ve İsrail’in coğrafyamızla ilgili olarak yürüttüğü “Büyük Ortadoğu Projesi” (BOP) Türkiye’nin ve bölge ülkeleri toprak bütünlüğünü tehdit etmektedir. Ülkemizi tehdit eden PKK terörü bu projenin bir parçasıdır.Türkiye, geleceğini teminat altına almak istiyorsa ABD ve İsrail ile kurduğu stratejik ortaklığı gözden geçirmelidir. Türkiye, Savaş değil, barış, Çatışma değil, diyalog, Çifte standart değil, adalet, Üstünlük değil, eşitlik, Sömürü değil, adil paylaşım ve işbirliği, Baskı ve tahakküm değil, insan hakları, özgürlükler ve demokrasiyi esas alan yeni bir blokun oluşmasına öncülük etmelidir. Türkiye’nin ve İslam Âleminin ve bütün insanlığın kurtuluşu buna bağlıdır. Zaten bunun ilk aşaması olarak Erbakan Hocamız tarafında D-8 adımı atılmıştır.  Çözüm Saadet Partisinin benimsediği şahsiyetli dış politikadadır. Biz bu bakımdan Türkiye’nin Rusya ve İran ile olan münasebetlerini olumlu buluyor ve destekliyoruz.”